Bugun...



HALKIN YÖNETİMİ CUMHURİYET


facebook-paylas
Tarih: 26-10-2018 09:10

HALKIN YÖNETİMİ CUMHURİYET

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” sözünü anımsayarak, 95. kuruluş yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet rejiminin siyasal ve yönetimsel çizgisini tarihi yapanlara bağlı kalarak değerlendirmek isteriz.Bilinen gerçek, Türkiye son yıllarında Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin yıpratılmaya çalışıldığı, Cumhuriyet’i kuran Atatürk ve dava arkadaşı İsmet İnönü’nün küçümsenmek istendiği bir tarihsel süreç yaşıyor. Türk insanının ulusal kimliği, yürüdüğü ulusal egemenlik, devrimcilik, çağdaşlık ve laiklik anlayışı gün günden çökertilmek isteniyor. Cumhuriyet’i yıpratmak için Milli Mücadele de dahil ulusal başarılar ve kahramanlar ya görmezlikten geliniyor ya da birilerince anlamlarından saptırılıyor. Yaşadığımız tarihin ayırdına ermek, Cumhuriyet’in 95. yıldönümüne erişmemizin temelinde yatan gerçeği görebilmek içinse, Gazi Mustafa Kemal’in 1927 yılında TBMM kürsüsünde okuduğu Nutuk yapıtına bir göz atmamız yetecektir: “1919 yılı Mayısının 19. günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, 1. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca ulus yorgun ve fakir bir durumda. Ulusu ve memleketi 1. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet aciz, ,onursuz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.” Mustafa Kemal’in tanımladığı ülke gerçeklerine göre, savaşın mağlup devleti görülmüş Osmanlı Devleti’nin orduları dağıtılmış, ağır silahları teslim alınmıştır; topraklarımız ise savaşı kazanan devletler arasında paylaşılmaktadır. Ulusumuz, 1.Dünya Savaşı’nın bu sonu karanlık ve acı yenilgisinden Mustafa Kemal’e inanarak ve O’nun önderliğinde yürüyerek bir zafer çıkarmayı başarıyor. “Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek Milli Mücadele’yi zafere taşıyor; bu kara günleri aydınlatmanın erdemini gösteriyor Savaş alanlarında kazanılmış askeri zaferler, ulusumuzun kendi kendisini yönetme hakkıyla kurduğu TBMM çatısı altında kazanılmıştır. Askeri ve siyasal zaferlerin gerçek sahibi kendisini yönetme hakkına sahip Türk Ulusudur Türk ordularının başkomutanlığı görevini üstlenen Gazi Mustafa Kemal, savaşın her evresinde başkanlığını üstlendiği Meclis önünde sorumluluğunun hesabını vererek ve denetimini görerek bu ulusal egemenliği yüceltmiştir. Bu ulus egemenliği, ileride adı konulacak Cumhuriyet yönetimidir. Ki “Egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur.” ilkesi Türk insanına 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyet’i kazandırmıştır. İleride ‘Türk’ün atası’ anlamına gelen ‘Atatürk’ soyadı verilecek Gazi Mustafa Kemal ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir. “Ulusun , halk için, halk tarafından yönetilmesi” demek olan Cumhuriyet ile Osmanlı Devleti’nin monarşik yönetimi, tek kişinin hükümran olduğu devlet biçimi sona ermiştir. Türk halkı kendisini yönetecek yasaları çıkarma ve bu yasalar çerçevesinde ülkeyi yönetme hakkını kendi adına kullanır olmuştur. Cumhuriyet, tek kişinin yönetimi yerine halk yönetiminin Türkiye Cumhuriyeti’nde iş başına gelmesi demektir. Cumhuriyet yönetimiyle demokrasi kavramını da içeren bir rejim şekli kurulmuştur. Toplumsal yaşama bir kavram olarak değil, bir ölüm-dirim seçimi, bir yaşam süreci olarak girmiştir Cumhuriyet. Kaynağını Ulusal Kurtuluş Savaşı’ndan alan bir devrim olgusudur. Kurtuluş Savaşı süresince, önderimiz ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yüreğinde bir ‘milli sır’ gibi koruyup taşıdığı Cumhuriyet; ülkede kurulan padişahsız- diktatörsüz yönetimin, ulusa dayalı ve ulus yararını gözeten ,ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyine taşıyan yönetim anlayışının adı olmuştur. Büyük Önder, eseri Nutuk’ta anlatıyor: “Ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezdiğim büyük gelişme yeteneğini, bir ‘ulusal sır’ gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş bütün toplumumuza uygulatmak zorundaydım.” Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde uygulaya geldiği, temel yapı taşları bildiğimiz devrimler, Türk toplumunun siyasal ve ekonomik bakımdan çağdaşlaşması ve aydınlanması yollarını açan ilkeler, eylemlerdir. Türkiye Cumhuriyeti adı , halkçılığıyla, laikliğiyle, bağımsızlık bilinciyle, Medeni Hukukuyla, kadın haklarıyla, yeni Türk alfabesiyle, dil özleşmesiyle, kıyafet ve görünüm yenileşmesiyle tümleşen bir yaşam biçimi, dünya görüşüdür, Devrimlerin özü Cumhuriyet’in özü aydınlanma ve çağdaşlaşmadır. Yöntemi ise aklın inançtan, bilimin dinden soyutlanması, laik toplum yaşamımızın devlet düzenimize, kamu alanına ve kişinin özel yaşamına egemen kılınmasıdır. Çağdaşlık, uygarlık yolu Cumhuriyetimiz; bir yaşam biçimi olarak benimsediğimiz, üzerlerine titrediğimiz devrimlerden ayrık düşünülemez. İnanmışlığımızla yüreklerimizi ısıtan, bilincimizde ışıyan Atatürk’ün, devrimler dizgesi Cumhuriyet’in ulusça var olabilmemiz için taşıdığı önem büyüktür. Ancak bazılarının çıkıp da Milli Mücadele yıllarına ve Cumhuriyet devrimine yergi dolu sözlerle çatma cesareti göstermeleri, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kahramanları için “Keşke Yunan galip gelseydi Ne hilafet yıkılırdı, ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi, ne de hocalar asılırdı. Hiçbiri olmazdı” sözlerini kullanabilmeleri, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri devam edegelen karşı devrim rüzgârlarının ne boyuta geldiğini göstermektedir. Bu gerçeği de Mustafa Kemal Atatürk sezmiş ve görmüştü. Eseri Nutuk’ta anlatıyor: “Milli Mücadele’ye birlikte başlayan yolculardan kimileri, ulusal yaşamın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet yasalarına değin uzayan gelişmelerinde, kendi düşünce ve psikolojilerinin kavrama sınırı bittikçe, bana direnmeye ve karşı çıkmaya başlamışlardır. Bu noktaları, öncelikle sizlerin aydınlanmanız için sonra da kamuoyunun bilgilenmesine yardımcı olmak için, sırası geldikçe, birer birer göstermeye ve ayrıntılı olarak açıklamaya çalışacağım” Cumhuriyet’e karşı isyan ve kalkışmaları, muhalif silah arkadaşlarını ve siyasetçileri, şahsına karşı suikast girişimlerini ve öncülük ettiği siyasal partilerin gerici akımlara bulaşmalarını eseri Nutuk’ta anlatan Mustafa Kemal Atatürk’ün , bu söylevinin Gençliğe Hitabe adı verilmiş son bölümünde Cumhuriyet’i emanet ettiklerine “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen , Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” sözüyle çağrıda bulunması boşuna değildir! Bilinmelidir ki eğitimden kültür ve sanata, sağlıktan bayındırlığa, tarımdan ulusal bankacılığa dek kazanılmış başarılar anayasal parlamenter demokrasimizin, Atatürk’ün, O’nun önderliğinde Cumhuriyetimizin ve yüce TBMM’nin zaferidir. Gerekçesini de ilk Cumhurbaşkanı seçildiği gün Hükümet Başkanlığına atadığı İsmet İnönü’ye yazdığı mektubunda açıklar Mustafa Kemal: “Bize, geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev bu, özgür bir toplum oluşturmak, çağdaşlaşmak, bu ideali gerçekleştirmek zorundayız. Bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim, Allah yardımcın olsun!” Bu görev 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarının insanımıza tanıdığı demokratik haklar dizgesi içinde başarıldı. Bu parlamenter rejimimiz yasama, yürütme ve yargı ergleri üzerinde gün günden yükselen demokrasi rejimini Türkiye’ye kazandırdı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin son 1982 Anayasası, bugüne dek 21 kez meclis oylamasıyla veya referandum yoluyla değişiklik gördü. Bu değişiklerden 16 Nisan 2017 tarihinde halk oyuna sunulmuş ve kabul edilmişi, Türkiye’nin alışılagelmiş rejiminde değişmenin ilk adımı oldu. Bu tarihe dek kendi kendisini yöneten Türk halkı belli zaman aralarıyla genel idare seçimlerine girerdi. Seçtiği temsilciler milletvekili adıyla mecliste bir araya gelirdi. Onlar yasama gücünü oluşturmak, ülkenin yönetiminde belirlenecek kuralları, yasa düzenlemesini yapmakla görevliydiler. Bu seçimlerde genel olarak en çok oyu almış siyasal partinin başkanına cumhurbaşkanı tarafından hükümet kurma görevi verilirdi. Bu hükümet başkanının kendi siyasal partisinden seçilmiş milletvekilleri arasından oluşturduğu bakanlar kurulu meclisten güvenoyu almak kaydıyla yürütme gücünü oluşturur, yasama meclisinin aldığı kararlar uyarınca ülke yönetimi sorumluluğunu üstlenirdi. Bakanlar kurulu tek tek de parlamentoya karşı sorumlu idiler, meclis de onları eylem ve işlemleriyle denetlemek hakkına sahip bulunurdu. Seçilmişlerin dışında olup devletin hukuk sisteminin erki olan yargı gücü de yasama ve yürütme ile eşdeğerde fakat bağımsız olarak parlamenter rejimin denetleyici gücü olurdu. Cumhurbaşkanı ise milletvekili seçilme yeterliliğine sahip milletvekilleri arasından ve yine meclisin belli süreler içinde yaptığı seçimlerle belirlenirdi; seçildiğinde bağlı olduğu siyasal partisi ile ilişkisi kesilirdi; ki devletin başı olmak niteminde idi. Parlamentodan çıkan yasaları da onaylayarak yürürlüğe koymak onun görevi idi. Bu görevi ile vatana ihanetten başka hiçbir sorumluluğu bulunmazdı. Fakat 16 Nisan 2017 tarihli referandumla, cumhurbaşkanının yüksek öğrenim görmüş ve milletvekili seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından halk tarafından seçilmesi ve seçilmiş cumhurbaşkanının bir siyasal parti ile bağını koparmamasına değgin karar alınmıştı. Bu karar ardında Türk halkı 24 Haziran 2018 tarihinde genel idare seçimleriyle birlikte partili cumhurbaşkanı seçimini de tamamladı. Sistem değişikliği olduğu ileri sürülen 24 Haziran 2018 tarihli seçimle Türk halkı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen yönetim biçimini uygulamaya başladı. Bu sistem içinde parlamentodan ayrık seçilmiş cumhurbaşkanı, doğrudan kendisine bağlı bakanları atamak yetkisine sahip. Bakanlar milletvekilliğinden gelebileceği gibi dışarıdan da atama yoluyla işbaşına gelebilecekler. Fakat hem milletvekili hem de bakan sıfatını birlikte taşıyamayacaklar. Onlar bir anlamda cumhurbaşkanının sekreteri gibiler. Sorumlulukları doğrudan cumhurbaşkanına karşı . Bugün için 16 bakanlık hizmet veriyor ki, her bir bakana da yine yardımcı kadro cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Bu sistemde bakanlıklardan başka dokuz politika kurulu, dört cumhurbaşkanlığı yönetim ofisi ve sekiz de başkanlık kurulu var ki . onlar da doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanmış kişilerden oluşuyor .Bu kurullara da cumhurbaşkanı başkanlık ediyor ve onun sorumluluğu altındalar.. Politika kurulunun görevi danışarak karar alınmasına ve görüş üretilmesine katkılarının olması noktasında toplanıyor. Bu kurullar arasında Bilim ve Teknoloji Politikası, Eğitim Öğretim Politikası, Ekonomi Politikası, Güvenlik ve Dış Politika, Hukuk Politikası , Kültür ve Sanat Politikası, Sağlık ve Gıda Politikası, Sosyal Politikalar ve Yerel Yönetim Politikaları var. Kamu hizmeti gören kurumlar Başkanlık adıyla sistem içinde yer alıyor: Devlet Arşivleri, Devlet Denetleme, Diyanet İşleri, Genel Kurmay, Strateji ve Bütçe, Milli Güvenlik Kurulu, Milli İstihbarat Teşkilatı, Milli Saraylar İdaresi, Savunma Sanayi, Strateji Başkanlığı ve Türkiye Varlık Fonu var. Görülüyor ki TBMM’nin 27. döneminde yaşanan yeni sistemde parlamento içinden çıkmış bakanlar kurulu bulunmuyor. Cumhurbaşkanı hem hükümet başkanı hem de devletin başı sıfatındadır. Cumhurbaşkanına yürütme alanında KHK çıkarma yetkisi verilmekle, yasama meclisi etkisizleştiriliyor. Cumhurbaşkanının yasa teklifi hakkı yok, fakat genel bütçe yasasını hazırlamak ve meclisin onayına sunmak onun görevi. Ayrıca doğal afet, ekonomik bunalım, savaş ve seferberlik gibi hallerde OHAL ilan edebilecek. Bu hallerde kişi hak ve özgürlükleri konularında da kararname çıkarabilecek. Tüm kuvvetler cumhurbaşkanına ve onun atadığı bakanlara bağlanıyor; ki ülke yönetim politikası ve uygulaması doğrudan tek bir kişinin istencine bırakılmış oluyor. Klasik parlamenter demokratik rejimlerde bakanlar kurulunun sahip bulunduğu tüm yetkileri cumhurbaşkanınca kullanılmış oluyor. Koşulları oluştuğunda, ancak yeterli oy ile mecliste karar alınırsa cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu bulunuyor. Bu yönetim sistemi değişikliği bizlere “16 Nisan halk oylaması, yönetim sistemimizi değiştirdiğimiz bir büyük reformun, bir büyük devrimin adıdır.” sözüyle tanıtıldı. Türkiye, Cumhuriyet’in 95. yıldönümünü bu sistem içinde yaşıyor. Ve günün onuruna düzenlenen Cumhuriyet Resepsiyonu, başkent seçilişinin 95. Yıldönümünde, ilk kez Ankara dışında verilecek. Gerekçesi de İstanbul’da inşa edilen 3. havalimanı açılışına bağlanarak. Biliyoruz ki Atatürk Cumhuriyeti’nin güneşi Türki- ye topraklarında hiç sönmeyecektir. Değerli yazar Sayın Orhan Karaveli’nin deyişiyle “Atatürk, Cumhuriyet’i bana emanet etti!” Atatürk’ün emaneti; özgür ve bağımsız Türk Ulusunun egemenliğine dayalı, çağdaş, laik ve halkçı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Ulusal Kurtuluş Savaşı ile emperyalist kuşatmayı aşmış ulusumuzun kurduğu, halkın yönetimi Cumhuriyet’i, İlke ve Devrimleri korumak ve yaşatmak her birimize bırakılmış emanettir. Bu duygu ve düşüncelerimizle Cumhuriyet’in 95. yıldönümünü kutlar; bizlere bağımsızlık ve çağdaşlık kazandıran Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısı önünde saygı ile eğilir; vatanımız ve ulusumuz için can vermiş şehitlerimize, gezilerimize şükran ve minnet duygularımızı sunarız.




Bu haber 358 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Gelibolu Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Kasımpaşa 4 4 0 0 10 4 12 +6
2 Galatasaray 4 3 1 0 10 5 9 +5
3 Medipol Başakşehir 4 3 1 0 7 3 9 +4
4 Kayserispor 4 2 0 2 5 2 8 +3
5 Atiker Konyaspor 4 2 0 2 8 6 8 +2
6 Trabzonspor 4 2 1 1 9 5 7 +4
7 Beşiktaş 4 2 1 1 8 6 7 +2
8 Yeni Malatyaspor 4 2 1 1 4 2 7 +2
9 Antalyaspor 4 2 1 1 8 8 7 0
10 MKE Ankaragücü 4 1 2 1 6 7 4 -1
11 Sivasspor 4 1 2 1 3 7 4 -4
12 Bursaspor 4 0 1 3 3 4 3 -1
13 Fenerbahçe 4 1 3 0 4 6 3 -2
14 Göztepe 4 1 3 0 2 5 3 -3
15 Alanyaspor 4 1 3 0 1 9 3 -8
16 Çaykur Rizespor 4 0 2 2 4 6 2 -2
17 Akhisarspor 4 0 2 2 4 7 2 -3
18 BB Erzurumspor 4 0 3 1 3 7 1 -4
Takım O G M B A Y P AV
1 Gençlerbirliği 2 2 0 0 6 0 6
2 Giresunspor 2 2 0 0 5 1 6
3 Boluspor 2 2 0 0 4 1 6
4 Ümraniyespor 2 2 0 0 4 1 6
5 Eskişehirspor 2 1 0 1 4 2 4
6 Altay 2 1 0 1 3 2 4
7 Altınordu 2 1 1 0 5 2 3
8 Hatayspor 2 1 1 0 3 2 3
9 İstanbulspor 2 1 1 0 4 8 3
10 Adana Demirspor 2 0 1 1 2 3 1
11 Afjet Afyonspor 2 0 1 1 1 2 1
12 Gazişehir Gaziantep FK 2 0 1 1 1 2 1
13 Kardemir Karabükspor 2 0 1 1 1 2 1
14 Denizlispor 2 0 1 1 0 1 1
15 Adanaspor 2 0 1 1 1 3 1
16 Balıkesirspor Baltok 2 0 1 1 0 3 1
17 Elazığspor 2 0 2 0 2 4 0
18 Osmanlıspor FK 2 0 2 0 0 2 0
Takım O G M B A Y P AV
1 Menemen Belediyespor 1 1 0 0 5 1 3
2 Sivas Belediyespor 1 1 0 0 3 0 3
3 Tuzlaspor 1 1 0 0 2 0 3
4 Bugsaş Spor 1 1 0 0 2 1 3
5 Manisa BBSK 1 1 0 0 2 1 3
6 Şanlıurfaspor 1 1 0 0 2 1 3
7 Bandırmaspor 1 1 0 0 1 0 3
8 Zonguldak Kömürspor 1 1 0 0 1 0 3
9 Fethiyespor 1 0 0 1 2 2 1
10 Tarsus İdman Yurdu 1 0 0 1 2 2 1
11 Kahramanmaraşspor 1 0 0 1 1 1 1
12 Konya Anadolu Selçukspor 1 0 0 1 1 1 1
13 Darıca Gençlerbirliği 1 0 0 1 0 0 1
14 Kırklarelispor 1 0 0 1 0 0 1
15 Pendikspor 1 0 0 1 0 0 1
16 Fatih Karagümrük 1 0 1 0 0 1 0
17 Tokatspor 1 0 1 0 0 2 0
18 Etimesgut Belediyespor 1 0 1 0 0 3 0
Takım O G M B A Y P AV
1 Şile Yıldızspor 1 1 0 0 4 1 3
2 Nevşehir Belediyespor 1 1 0 0 4 2 3
3 Tire 1922 1 1 0 0 3 1 3
4 Kozan Belediyespor 1 1 0 0 2 0 3
5 Hekimoğlu Trabzon 1 1 0 0 2 1 3
6 Silivrispor 1 1 0 0 1 0 3
7 Batman Petrolspor 1 0 0 1 1 1 1
8 Artvin Hopaspor 1 0 0 1 0 0 1
9 Gebzespor 1 0 0 1 0 0 1
10 Nazilli Belediyespor 0 0 0 0 0 0 0
11 Karaköprü Belediyespor 1 0 1 0 2 3 0
12 Büyükçekmece Tepecikspor 1 0 1 0 1 2 0
13 Ergene Velimeşe 1 0 1 0 1 2 0
14 Erbaaspor 1 0 1 0 0 1 0
15 Erzin Belediyespor 1 0 1 0 0 1 0
16 Yomraspor 1 0 1 0 0 1 0
17 Körfez Spor Kulübü 1 0 1 0 0 3 0
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 14/09/2018 Galatasaray vs Kasımpaşa
 15/09/2018 MKE Ankaragücü vs Akhisarspor
 15/09/2018 Beşiktaş vs Yeni Malatyaspor
 15/09/2018 Göztepe vs Kayserispor
 16/09/2018 Medipol Başakşehir vs Antalyaspor
 16/09/2018 Sivasspor vs BB Erzurumspor
 16/09/2018 Atiker Konyaspor vs Fenerbahçe
 16/09/2018 Çaykur Rizespor vs Bursaspor
 17/09/2018 Alanyaspor vs Trabzonspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 14/09/2018 Giresunspor vs Afjet Afyonspor
 15/09/2018 İstanbulspor vs Adanaspor
 15/09/2018 Adana Demirspor vs Hatayspor
 16/09/2018 Boluspor vs Altay
 16/09/2018 Kardemir Karabükspor vs Osmanlıspor FK
 16/09/2018 Denizlispor vs Eskişehirspor
 16/09/2018 Gazişehir Gaziantep FK vs Altınordu
 17/09/2018 Balıkesirspor Baltok vs Ümraniyespor
 17/09/2018 Gençlerbirliği vs Elazığspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 15/09/2018 Darıca Gençlerbirliği vs Tuzlaspor
 15/09/2018 Fatih Karagümrük vs Fethiyespor
 15/09/2018 Pendikspor vs Kırklarelispor
 16/09/2018 Konya Anadolu Selçukspor vs Kahramanmaraşspor
 16/09/2018 Tokatspor vs Menemen Belediyespor
 16/09/2018 Bandırmaspor vs Zonguldak Kömürspor
 16/09/2018 Manisa BBSK vs Bugsaş Spor
 16/09/2018 Şanlıurfaspor vs Sivas Belediyespor
 16/09/2018 Tarsus İdman Yurdu vs Etimesgut Belediyespor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 16/09/2018 Batman Petrolspor vs Gebzespor
 16/09/2018 Erzin Belediyespor vs Nevşehir Belediyespor
 16/09/2018 Hekimoğlu Trabzon vs Ergene Velimeşe
 16/09/2018 Yomraspor vs Silivrispor
 16/09/2018 Büyükçekmece Tepecikspor vs Karaköprü Belediyespor
 16/09/2018 Körfez Spor Kulübü vs Tire 1922
 16/09/2018 Nazilli Belediyespor vs Kozan Belediyespor
 16/09/2018 Şile Yıldızspor vs Erbaaspor
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI